![]() |
|
![]() ![]() ![]() ![]() |
|
| Alfabetik Şiir İndeksi: A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z | |
| Alfabetik Şair İndeksi: A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z | |
Eski BakırBir çığlığın içinde yakalıyorum seni kaç kez Istanbulsu, parıldayan, ısıtan, yakan bir alev gibi. Üstünde uzun, pis, yalnız sokakların yağmuru... Odaların, merhabaların, gülücüklerin sıkıntısı tramvayların, vapurların sıkıntısı yitmiş aşkların, yitecek aşkların aynı vazoların, aynı öğütlerin, aynı yasakların sıkıntısı. Yakalıyorum, öpüyorum, avutuyorum. Karanlık etini kemiriyor, vaktimiz kısa, düşlerimizi kolluyorlar durmadan durmadan kovuşturuyorlar. Mendilimi ıslatıp alnına koyduğum suyundan içtiğimiz hayat çeşmesi, yalnız - geceler boyu uzanan kadını bakırlarda durmadan horluyorlar. Geyiğim, saklım benim. bakma arkana, ne olur, aldırma, onulmazlığımızdan büyük yapılar kurduk horlandıkça aşkımız, derya. Vaktimiz kısa, karıncalara, rüzgârlara, sulara dokunmak uyanan toprakları bilmek gerekiyor. Ormanlar görmüş dolunayın tılsımını ağlamayı utanmadan dövüşmeyi bilmek tırnaklarınla tutunmayı bilmek gerekiyor aşağılandığımız, kollandığımızı bilmek gerekiyor. Kapa tunç kapıları gece Soğukta, kırgın, parasız milyon kişi. Geyiğim, saklım benim, ölüm dayanmadan kapıya sev, öp, yitir beni.
Henüz yorum yapılmamış Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. |