![]() |
|
![]() ![]() ![]() ![]() |
|
| Alfabetik Şiir İndeksi: A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z | |
| Alfabetik Şair İndeksi: A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z | |
Satranç Dersleri IInicoldu onca oyuncu oyarak ette oyuk seyirmesinden oyun kurarlardı kaçıp da süleymandan kaf dağında otururdu anka nicoldu o mağrur gemiler ki açıklarda güneşin şanla her akşam ufala ufala battığı suların kabarıp taşarak savrulduğu oradan kesik bir insan başı gibi taşra düşüp helâk oldular ün geldi ey iskender çok acaip gördün ömrün tükendi geri dön ürktü ki endişe dünyadandır ve hayal hiçtir sözü onun ...avda yine geri dön bu son yoksa öleceksin gurbette dedi ses ve işitip ağladı o koca iskender ki tuhaf matlar yapardı mat oldu olağan biçimde artık anlaşılmıştır günün akşamlılığı kesin mat yok iyi oyun vardır sadece ve satranç aslında dalgınların oyunudur dalgının ölüm karşısındaki sükûneti düşmana ölümün dehşetinden korkuludur eğilip o oyuncu uzatsa boynunu buyruğa taşlar sürüldüğünde kaleyi buyruksuz düşündü mü kişi demek ki bütündür sallantıda demek ki gök de anlaşılmaz bir biçimde ölü cinayetler de yeryüzüne paramparça dağılmıştır aşk ve umut dağılmıştır koygun bir gece gibi günü kaplayan sevgilinin gözlerindeki zeytin siyahını o oylum oylum kabarık şiiri kaplayan bir şeyse buyruksuzluk taşlar sürüldüğünde alıp kişiyi kayalara çarpar buyruksuzluk çağı binip cübbesinden gözükara süvariler çıkaran o beyaz taş oyuncusunu nerde bulmalı tutup üzengisinden öpüp koklamalı
Henüz yorum yapılmamış Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. |