![]() |
|
![]() ![]() ![]() ![]() |
|
| Alfabetik Şiir İndeksi: A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z | |
| Alfabetik Şair İndeksi: A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z | |
YolculuktanVe İstanbul geldi, bir halk şenliğinde Gömmüş otuzdört ölüsünü Mayıs mavilerine.. Seslendiler bir şiir öncesinde verip elele Bütün iyi ölülerimle ölümsüz soy şairlerim: Unutmak kolaydır suçlamak kolaydır Aslolan beslenip bir gül fidanı gibi Yaşamın yapraklarıyla geçmişin toprağından Bir gün bile yitirmeden bulutlar içinde Güneşin yolunu Geleceğe güller sunmaktır Geleceğe güller sunmaktır.. I. O zamanlar gökyüzü biçilmiş buğday kokardı Çiğnenmiş üzüm mısır püskülü bostan yaprağı Toprak kokardı insan emeğiyle yoğrulmuş. Rüzgâr serin sesli konuğuydu evlerin Bulutlardan ağaçlardan saçlardan süzülen Bir dirim duygusuyla doldururdu odaları Yağmur ikinci adıydı akşamların Günün yorgunluğu üzerine dökülen Bir düş inceliğinde akardı sular arklarda Dilde uzaklık türküleri tutuşturarak. İnsanlar bir soru imi gibi girip çıkarlardı Geçimin dar kapılarından Alın teri umut ve kaygıdan örülü Mutluluk toprağın ve güneşin eline bakardı. O zamanlar dünya küçüktü ve insanlar Kardeşlik kokardı yardım duygularıyla Paylaşmak, bir sevinci ya da güçlüğü Bir karşı koyuş biçimiydi hayata. Birbirine benzerdi evler, toprak dam Beslenen hayvan, çocuk sayısı, daracık camlar.. Bir sır gibi gizlenirdi güzellik büyüdükçe kızlar Erkekler şapkalarının siperinde geçerdi sokaklardan. Aynı yalın dili konuşurdu yaşlılarla çocuklar Dingin bir gölle bir akarsuyun dostluğunda. Sevgi bir düş gülüydü bitişik avlularda Sessizce serpilen, bunalmış ve utangaç Evlilikle koklanırdı ancak ve solardı daha ilk yaz. Birbirine benzerdi Mevsimlerin bahçelere getirdiği renk Evlere getirdiği telaş, sevinç, keder.. Yaşamak ağır bir suydu, zamanın Ve toprağın derin ırmağında Sürükleyerek bir nice hayatı ince kıvrımlarında Akar, akardı.. IV. Bana sorular öğreten dost Bir de sen bulmadıkça doğrular yarımdır diyen.. Kimi gün bir türkü, kimi gün şiirlerle Kitaplarla daha çok, giderek kitaplarla Sabırlı, içten,yalın Örnekler çıkarıp adım adım Küçücük bir kentin kapalı hayatından Bana dünyaları gösteren dost.. Telâşını taşıyorum yıllardır Konuşurken birbirine vurduğun parmaklarının Ve içine yüreğini koyup koyup Ak güvercinler gibi ağzından uçurduğun O büyülü, sıcak, doğru sözlerinin.. Sesini çoğaltıyorum sesler içinde Bir tutku gibi geciktikçe büyüyen İnancının onurunu taşıyorum yıllardır. XIII. İnsan ki anılardan bir buluttur Hayatın sonsuzluğa akıp giden göğünde Savruldukça çoğalır çözüldükçe birikir.. Düşmeden son damlası toprağın rahmine Kimbilir kaç mevsim görür Kaç rüzgâr geçirir.. XIX. İnsan belleğinin ihanete vuran unutuşu Ey yanlışı emziren kör meme Hayatın kaçınılmaz kusuru.. Kapındayız işte koskoca bir geçmişle Ölüler diriler düşenler dövüşenler.. Nicedir boşluğunda kimsesiz rüzgârların Acı çığlıklar attığı cansız alanlar Doğrular, yanlışlar.. Bir gizli dil gibi öfkenin için için Derininde büyüdüğü dilsiz suskunluklar.. Kalanlar, kaybedilenler Ne varsa, kapındayız işte Tutuşturmak üzere yeniden Zamanın küllenen yüreğini.. Sun bize inancın duru pınarlarından Süzülen o eski tadını düşlerin; Ömrümüzün acemi dallarında O bir heyecanla telâş telâş açılan Don vurmuş tomurcuğunu geleceğin.. Yaşamak ölümden üstün, acıdan büyük Ver bize coşkusunu yeniden Sesimizi geri ver Sahipsiz kalmasın özgürlüğün türküleri Kardeşliğin paylaşmanın sevginin İnsanı çoğaltan o gönül zenginlikleri.. Zoru seçiyoruz yeniden, inançla, inatla İyi, doğru ve güzel Ne varsa "büyük insanlık" adına Kapındayız işte bir daha Tarihsin sen İnsan emeği ve düşüyle yoğrulmuş Göster bize geleceğin yollarını..
Henüz yorum yapılmamış Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. |